Birlikte Üretmenin Sevincini Paylaşmak

Eski zamanlarda, Orta Doğu'nun güneşi ve rüzgarı, topluluklar için gıdanın korunmasını sağlayarak meyve ve sebzeleri doğal bir şekilde kurutmakta rol oynuyordu. 

Bu eski meyve ve sebze işleme yöntemi hala popüler, ancak günümüzün bilimsel ve teknolojik gelişmeleri, güneş panelleri aracılığıyla güneşin tüm gücünün kullanılmasıyla onu bir adım daha ileriye taşıyor. Güneydoğu Türkiye güneş panellerinin yüksek verimle kullanılabildiği ve göçün yoğun olduğu bir bölge. Bu da göçmen ve ev sahibi toplulukları bir araya getirerek güneş enerjisiyle çalışan bir gıda kurutma tesisinin işletilmesi için en ideal koşulların sağlanması anlamına geliyor. 

IOM Türkiye, Japonya Hükümeti'nin desteğiyle ve yerel makamlarla işbirliği içinde, eski bir geleneği ilerleterek güneş kurutma tesisleri aracılığıyla göçmen ve ev sahibi topluluk üyelerinin sürdürülebilir bir şekilde birlikte çalışarak ek gelir elde etmelerini sağlayan bir proje başlattı. Proje kapsamında yedi ilde dokuz tesis inşa edildi. IOM ayrıca, tesislerde çalışabilmeleri için göçmen ve ev sahibi topluluklardan kadınları eğitim oturumları aracılığıyla yaşam boyu kullanabilecekleri mesleki becerilerle donattı. 

Mersin ilindeki kadın kooperatifinin temsilcisi olan Meral Seçer, güneş kurutma tesisinin çevresel faydalarının yanı sıra kadınları bağımsız olarak üretmeye ve gelir elde etmeye teşvik ettiğine inanıyor. Bölgedeki hassas topluluklar için tarım işçiliği en önemli gelir kaynaklarından biri olduğundan, tesisler kadınlara ürünlerini tüm yıl boyunca kurutabilecekleri ve paketleyebilecekleri bir merkez sunuyor. Bu sayede kadınlar tarım mevsimi ne olursa olsun gelirlerini kaybetmiyorlar. 

Meral, kadınların kendi markalarını kurarak ve ürünlerini ulusal ve uluslararası alanda duyurarak birlikte çalışabileceklerini ve ekonomiyi canlandırabileceklerini de belirtiyor. Böylece proje sadece bireylerin ekonomik olarak güçlenmesini desteklemekle kalmıyor, tüm topluma örnek oluyor. 

Suriye krizinin uzun zamandır devam ettiğini belirten Meral “Göçmen ve ev sahibi topluluklar Türkiye'de yıllardır bir arada yaşıyor ve aralarında dayanışma olması gerekiyor” diyor. “Dayanışma duygusu ancak topluluk üyelerinin birbirini dinlemesi, birbirini anlaması ve birlikte üretmenin sevincini paylaşmasıyla mümkün olur. Bu sayede her iki toplumdan kadınlar birlik içinde birlikte üretip kazanabilirler. Sonunda, geçmişleri ne olursa olsun, onları birleştiren çok daha güçlü bir ortak noktaları var ve bu da kadın olmak”